Havza Haber Ajansı Çeviri Grubu’nun aktardığına göre bu olağanüstü eser, her biri 4 metre (13 fit) uzunluğunda ve 1,5 metre genişliğinde olan, iki yüzlü 302 tomardan oluşmaktadır. Kullanılan yapraklar, yüksek gramajlı parşömen benzeri bir dokuya sahip olup, üstat Ali Zaman’ın özel siparişiyle yumurta, mısır nişastası ve şap gibi geleneksel malzemelerin birleşimiyle üretilmiştir.
Bu kâğıtların klasik içerikli ve tamamen el yapımı olması, Kur’an-ı Kerim’in bu el yazması nüshasını son derece özgün ve benzersiz kılmaktadır.
Kur’an-ı Kerim’in bu nüshası, İstanbul’daki bir cami müzesinde muhafaza edilmektedir. 54 yaşındaki sanatçı, Associated Press’e verdiği röportajda şu ifadeleri kullandı:
“Bu Kur’an’ı her düşündüğümde içimi çok güzel bir duygu kaplıyor. Yüce Allah’ın bana hayat, ruh ve sanatsal bir yetenek vererek bu çalışmayı başlatmayı ve tamamlamayı nasip etmesine şükrediyorum. Şu anda büyük bir gurur duyuyorum.”
Ali Zaman, yaklaşık 12 yaşındayken Irak’ta ilk kez hat sanatıyla tanıştığını ve o dönemden itibaren İslami hat sanatına ilgi duymaya başladığını belirtti.
Sanatçı sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hat sanatı benim için son derece büyüleyiciydi. Ruhumu bu sanatın içinde bulabileceğimi hissediyordum. Bu çalışma, varlığımın bir yansıması, adeta benim aynım oldu.”
El yazması Kur’an-ı Kerim’in her bir yaprağı tamamen el emeğiyle yazılmıştır. Üstat Zaman’ın aktardığına göre altı yıl boyunca İstanbul’da Mihrimah Sultan Camii’nde kendisi için ayrılan küçük bir odada, gün doğumundan gün batımına kadar Kur’an-ı Kerim’in hattını yazmakla meşgul olmuştur.
Kaynak: ABC News
yorumunuz